Akgöl Sulak Alanında 40 Yıllık Mekânsal Değişim:
Klimatik Faktörler ve Beşeri Baskıların Rolü
Konya Kapalı Havzası’nda Ereğli Akgöl Sazlıkları’nın 1984–2025 yılları arasındaki hidrolojik ve mekânsal yok oluşunun uydu verileriyle modellenmesi. Google Earth Engine bulut mimarisi üzerinde Landsat ve Sentinel-2 arşivleri, çoklu spektral indeksler (MNDWI, NDWI, AWEI) ve dinamik Otsu eşikleme ile analiz edilen 40 yıllık yıkım.
40 Yıllık Su Aynası Daralma Modeli (1984–2025)
Google Earth Engine üzerinde 30x30m Landsat pikselleri ve dinamik Otsu eşikleme ile türetilen sayısal zaman serisi. Yılların üzerine gelerek hidrolojik kırılma anlarını ve uydu sensörü arşivlerini inceleyebilirsiniz.
1984–2025 Çok Zamanlı Su Yüzeyi Daralma Modeli
Ekolojik Fonksiyon Kaybı: 6.700 m yapay toprak seddeyle çevrili sığ ve tuzlu çekirdek kalıntısı
Yüksek Çözünürlüklü Mekânsal Belgeler

Geçmişte 21.500 Hektarlık Ulusal Öneme Haiz Bir Doğa Cenneti
Geçmişte yaklaşık 21.500 hektarlık geniş bir etki alanına sahip olan Akgöl Sulak Alanı, İvriz, Ayrancı ve Gödet gibi barajların inşası ve yeraltı sularının tarımsal amaçlı aşırı kullanımı nedeniyle hidrolojik beslenmesini neredeyse tamamen yitirmiş ve sığ bir bataklık formuna dönüşmüştür (Tapur, 1998; Ceyhun vd., 2001; Zeybek & Gür, 2006).
Biyoçeşitlilik bağlamında Akgöl Sazlıkları, barındırdığı zengin flora ve fauna ile hem ulusal hem de küresel ölçekte eşsiz bir genetik rezerv alanı niteliğindedir (Zeybek ve Gür, 2008). Sulak alan, Türkiye üzerinden geçen iki büyük ana kuş göç yolunun birinin üzerinde bulunması sebebiyle, göçmen su kuşları için beslenme, üreme, barınma ve konaklama açısından hayati bir durak noktasıdır (ÇŞDTVKGM, 2014; WWF, 2016).
Benzersiz jeomorfolojik ve ekolojik peyzajı sebebiyle sit alanı ilan edildi.
6.800 hektarlık çekirdek sazlık ekosistemi mutlak koruma altına alındı.
Türkiye'deki 78 önemli kuş rezervi arasında birinci sırada tescil edildi.
Konya Kapalı Havzası’na özgü sığ, tatlı ve hafif acı sularda yaşayan kritik endemik tür.
Yalnızca Akgöl ve çevresindeki akaçlama kanallarında kaydedilmiş yerel ihtiyofauna mirası.
Sazlık kökleri ve bentik çökeller arasında üreyen, su çekilmesiyle yaşam alanını kaybeden tür.
11.667 Hektardan 61 Hektara: Sayısal Kayıp Tablosu
Google Earth Engine ortamında Landsat 5 TM ve Landsat 8 OLI yaz dönemi (01 Temmuz - 31 Ağustos) Surface Reflectance verileri üzerinde MNDWI ve dinamik Otsu eşikleme ile üretilen 30x30m piksel dönüşüm sonuçları, alanın doğrusal değil ani mühendislik eşik kırılmalarıyla yok olduğunu ortaya koymaktadır:
| Dönem | Su Yüzeyi (Hektar) | Dönemsel Değişim | 1984'e Göre Kayıp | Ekolojik Durum |
|---|---|---|---|---|
| 1984 | 11.667,61 ha | Referans | -%0 | Geniş açık su aynası, 21.500 ha etki alanı ve kesintisiz sazlık örtüsü. |
| 1990 | 3.322,76 ha | -%71,55 | -%71,55 | İvriz (1985) ve Gödet (1988) barajlarının akışı kesmesiyle göl tarihindeki en sert alansal çöküş. |
| 2000 | 751,05 ha | -%77,40 | -%93,57 | Sazlık ekotonunun kopması; su kütlesinin sığ ve parçalı mikro göletlere bölünmesi. |
| 2010 | 86,76 ha | -%88,45 | -%99,26 | Meteorolojik kuraklık ve aşırı derin kuyu çekimiyle tarihi dip seviye; çorak çamur tabanı. |
| 2020 | 246,77 ha | +%184,43 | -%97,89 | Geçici hidro-meteorolojik anomali; tarımsal drenaj tahliye kanallarından bırakılan deşarj suyu. |
| 2025 | 61,35 ha | -%75,14 | -%99,47 | Ekolojik fonksiyon kaybı. 6.700 m toprak seddeyle çevrili sığ ve tuzlu bir yapay rezervuar kalıntısı. |
Yüzeysel Suların Barajlarla Kesilmesi ve Yeraltı Suyu Talanı
Akgöl kapalı havza karakterinde olup çıkışı bulunmayan, Bolkar Dağları’ndan inen akarsularla beslenen bir ekosistemdi. 1985 yılında İvriz Çayı üzerine inşa edilen İvriz Barajı ve 1988’de devreye giren Gödet Barajı, yüz milyonlarca metreküp suyu tarımsal sulamaya yönlendirerek gölün can damarlarını aniden kesti. 1984–1990 arasındaki %71,55'lik devasa alan kaybı doğrudan bu mühendislik projelerinin sonucudur.
Yüzey suları kesildikten sonra havzada mısır ve şekerpancarı gibi su oburu monokültür tarımına geçilmesi, yeraltı suyu kullanımını patlatmıştır. Yasal ve kaçak on binlerce derin kuyu ile taban suyu seviyesi ortalama 15,9 metre (yıllık 56,8 cm) düşmüştür. Taban suyundan beslenemeyen göl tabanı alttan da kurumuş ve çevrede obruk oluşumları hızlanmıştır.
Havzada Akışı Kesilen Başlıca Su Yapıları
Akgöl’ü besleyen en büyük ana yüzey akışını tutarak sulamaya yönlendirdi; 5 yılda %71,55’lik ilk büyük yıkımı tetikledi.
Batı alt havzadan gelen taşkın ve yüzey sularını tutarak havza tabanındaki doğal beslenimi sıfırladı.
Karaman-Ayrancı yamaçlarından gelen mevsimsel akışları toplayarak gölün güney beslenmesini sınırladı.
Neden Geleneksel NDWI Değil de MNDWI?
Sulak alanlarda tek bir spektral indeks kullanmak ciddi yanılgılara yol açar. Özellikle Akgöl gibi sığ, yoğun sazlık (Phragmites australis) barındıran ve yaz aylarında tuzlu çamur tabanının açığa çıktığı alanlarda, McFeeters (1996) NDWI algoritması suya doymuş çamuru su gibi algılayıp kıyı sazlıklarını "kara" olarak sınıflandırmıştır. Formülasyonunda NIR yerine SWIR1 bandını kullanan Xu (2006) MNDWI algoritması ise bitki örtüsü ve toprak yansımalarını bastırarak en yüksek doğruluğu sağlamıştır.
Su pikselleri SWIR dalga boyunda maksimum emilim sergiler. Bu sayede sazlık gölgeleri ve kuru toprak gürültüleri elenir.
Sabit 0 eşik değeri yerine görüntü histogramındaki sınıflar arası varyansı maksimize eden optimum eşik değeri (1985 için 0.175) otomatik türetilmiştir.
Karanlık gölge yüzeylerini ve kentsel gürültüleri bastırmak için formüle edilmiş çoklu bant ağırlıklandırması.
Suyun çekildiği ancak nemli kalan çamur alanlarının açık su kütlelerinden ayırt edilmesinde çapraz doğrulama katmanı olarak kullanılmıştır.
Geri Dönülemez Çölleşmeyi Önlemek İçin 4 Adım
Gölün su bütçesini bulut tabanlı GEE üzerinden anlık izleyen ve her 15 günlük Sentinel-2 döngüsünde su aynası değişimini raporlayan erken uyarı sistemi kurulmalıdır.
İvriz Barajı’ndan göle düzenli can suyu bırakılmalı; DSİ tarafından verilecek bu su Sayısal Yükseklik Modeli (DEM) analizleriyle buharlaşmanın en az olacağı optimum çanaklara yönlendirilmelidir.
Havzada aşırı su tüketen ürünlerin (mısır, şeker pancarı) parsel bazlı sınıflandırılması Random Forest algoritmalarıyla yapılmalı, kaçak yeraltı kuyuları kapatılmalıdır.
Tamamen kuruyan 11.000 hektarlık eski göl tabanından kalkacak tuzlu toz fırtınalarına karşı yöreye özgü halofit ve kserofit bitki perdeleri tesis edilmelidir.
Bir Görüşünüz, Öneriniz veya Sorunuz mu Var?
Akgöl araştırması, kullanılan mekânsal metodoloji veya bölgesel gözlemleriniz hakkında sorularınızı iletmek, görüş ve önerilerinizi paylaşmak için dilediğiniz zaman iletişime geçebilirsiniz.

